MENÜ | • Bir Çok Değişik Malzemelerden Yapabileceğiniz Sepet örgüler
 Sepet örgülerin tamamını görmek için buyrun dükkana...
DOĞAL İLAÇLARINIZ SEBZELER
LEZZETLİ ŞİFA KAYNAKLARI (Sebzeler) ISPANAK . Demir yönünden zengin, koyu yeşil yapraklı ve güzel tadı olan ıspanak, diğer yapraklı sebzelere nazaran daha çok protein içerir. Salatada yenilen çiğ ıspanak, harika bir lif kaynağıdır. Ispanak suyu, bol C vitamini ile soğuk algınlıklarına karşı dayanıklılık verir ve hemoroid rahatsızlığına iyi gelir. Ispanak, provitamin A, C vitaminleri, demir ve çeşitli enzimlerce çok zengin olup, bu maddeler kan yapımında önemli rol oynar. Ispanak ayrıca, kemiklerin ve dişlerin sağlamlığını temin eder. Ispanak suyu, kalp adalelerini de kuvvetlendirir. Özel enzimi ile pekliği giderip bağırsak zehirlenmesini önler. Kalp rahatsızlığı olanlara, haftada 1-2 fincan taze sıkılmış ıspanak suyu içmeleri önerilir. Uzmanlar, ıspanağın, karaciğeri, lenf bezlerini, kan dolaşımını uyardığını belirterek, hamilelere, sağlıklı bir bebeğe sahip olmaları için bol ıspanak yemelerini tavsiye ediyor.
DEVAMI LEZZETLİ ŞİFA KAYNAKLARI (Sebzeler)
BİNLERCE EL İŞİ MODEL İÇİN TIKLAYIN
Fal ve Kehanet
Kehanet Nedir? Kehaneti, en yalın anlamıyla, duyular dışı bir sezgi yoluyla, doğrudan doğruya geleceğin bilinmesi olarak tanımlayabiliriz. Kehanet olgusuna en ilkel kabine kültürlerinden en gelişmiş uygarlıklara kadar her toplumda rastlamak mümkündür. Çünkü bu olgu biz insan şuuruna özgü bir yeteneğin eseridir ve bazı insanlarda doğuştan mevcut olmakla beraber aslında hepimizin içinde saklı durmaktadır. Nitekim hemen hepimiz yaşamlarımızda en azından birkaç kez geleceğe ait sezgiler ya da rüyalarımızın gerçekleşmesi gibi -gerek kendimizde, gerekse çevremizde- olaylara rastlamışsızdır. Dilimizde yaygın olarak kullanılan kehanet Arapça kökenli bir sözcüktür ve Türkçe karşılığı önbili'dir. Kehanette bulunan kişilere her çağda, her toplumda farklı isimler verilmiştir. Bu isimlerden dilimizde en yaygın olarak yerleşmiş olanı kahin (erkek) veya kahine'dir (kadın). Kahin sözcüğünün anlamı, gaipten haber veren ve Tanrı habercisidir. Ruhsal alem, beş duyumuzun algı sınırlarının üzerinde bulunan ve çok daha ince vibrasyonlardan oluşan, fizik kanunların dışındaki kanunlara tabi olan bir boyuttur ve insan her an bu boyutla iç içe yaşamaktadır. Duyular dışı yeteneklere sahip olan kişilere genel anlamda medyum adı verilmiştir. Özel yeteneklere sahip olan medyum tabiatlı kişiler, ruhsal alem veya ruhsal boyutun varlıklarıyla iletişim kurabilmektedirler. Alınan bilgiler, insanın günlük yaşamı içerisinde duyular kanalıyla algılayamadığı, fakat özel şuur durumları içerisinde uzanabildiği farklı boyutlardan ve bu boyutlarda varlığını sürdüren yüksek deneyimlere sahip, insanların gelişimlerinden sorumlu idareci ruhsal varlıklardan alınan ruhsal tebliğlerdir. Kehanetler büyük bir buz dağının su üstünde görünen küçücük bir bölümü gibidir. Asıl önemli olan suyun altındaki görünmeyen kısmıdır. Kehanete Duyulan İlginin Temeli Günümüzde bile gelecekte nelerin olacağı birey, toplum ve dünya insanlığı olarak herkesin ilgi duyduğu, merak ettiği bir konudur. Kehanete duyulan ilginin temelinde, insanın geleceğe karşı zayıf ve bilinçsiz durumda bulunmasından ötürü, yaşama karşı daha bilgili olarak direnebilmek, kendini emniyete almak, arzularının gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini öğrenmek, aşırı derecede eş koşulan hedeflerin gerçekleşmeme durumunda hayal kırıklıkları yaşamamak ve kaderinin ne olduğunu bilmek isteği yatmaktadır. Kehanet Türleri Kehanetler akılsal ve sezgisel olmak üzere başlıca iki bölüme ayrılır. Akılsal kehanetlerin başlıcaları astroloji, el falı (şiromansi), i-ching, kahve falı, numeroloji, Tarot, yazıyı inceleme (grafoloji) ya da yüz hatlarını inceleme (fizyonomansi) olarak sayılabilir. Sezgisel olanlar asıl kehanetleri teşkil ederler. Bunlar duygu olarak, fikir ve zihni aniden aydınlatan önceden biliş (prekognisyon) şeklinde ifade edilmektedir. Bu bir medyumluk türüdür ve burada herhangi bir biçimde aklı kullanma ve mantık yürütme söz konusu değildir. Bu gibi kehanetlerden bazıları akla ters düştüğü için zihin tarafından reddedilse bile yine de gerçekleşmektedir. Sezgi ve duru görü, kehanetin esasını oluşturmaktadır. Haberci rüyalar, vizyonlar, gelecekte olacakları bilme (premonisyon) bu gruba girerler. Akılsal yöntemlerle kehanette bulunanların çoğunda, kullandıkları yöntemlerin de etkisiyle sezgiler açılabilir, duru görü yeteneği gelişebilir. Kişi astroloji, el falı, grafoloji, tarot, jeomansi, vb. herhangi bir yöntemle geleceği öğrenmeye çalışıyor olabilir. Ancak şayet önünde çizmiş olduğu horoskop, incelediği yazının ya da avuç içi çizgilerinin formu, açmış olduğu kartın üzerindeki sembolik resim ya da toprak üzerindeki o şekiller, kendisi için bir konsantrasyon vasıtası oluyor ve bir zaman-mekan ötesine taşma hali meydana getiriyorsa (örneğin Nostradamus böyle transa girerdi) o zaman kişi gerçek kehanetle meşgul oluyor demektir. Kehanet Olgusu Hakkında Görüşler FAL VE KEHANETYAZININ DEVAMI İÇİN TIKLAYIN Rüya Nedir? İnsanoğlu hayatının yaklaşık üçte birini uykuda geçirir ki bu da 60 senelik bir ömrün 20 senesi demektir. Eski çağlardan beri insanları ilgilendiren rüyalara ilkel toplumlar da çok önem verilmiştir. Rüyaların, korkulan tanrılar tarafından verilen armağan veya cezalar olabileceğine inanılmıştır. Daha sonra kahinler rüyaları açıklamaya, yorumlamaya başlamışlardır. İlk rüya yorumcularının ne zaman ortaya çıktıkları da belli değildir. Ancak Babil'in kahinlerinin büyük ün yaptıkları bilinmektedir. Kaldeliler, Astroloji vb. nin yanı sıra rüya yorumlarında da başarı kazanmışlardır. Zamanla belirli rüyaların anlamları da kesinleşmiştir. Eski Mısırlılar, eski Yunanlılar ve Araplar rüya yorumlarıyla ilgili kitaplar yazmışlardır. İnsanoğlu hayatının yaklaşık üçte birini uykuda geçirir ki bu da 60 senelik bir ömrün 20 senesi demektir. Uyku, günlük çalışmalardan yorgun düşen insan bedeninin ve sinirlerinin dinlenme zamanıdır. Ünlü ruhbilimci Sigmund Freud'un da araştırmalarının büyük bölümünü oluşturan uyku sırasında, kişinin bilinç altında düşüncelerinin, özlemlerinin ya da isteklerinin bir film şeridi gibi göz önünden geçtiği varsayılır ki buna Rüya adını verilir. Freud'a göre bilincin gizlediği, tamamen sakladığı olgular ortaya çıkabilmek için yol aramaktadır. Bunlardan bazıları da rüyalar haline girerek kendilerini gösterir. Freud'un yolunda ilerleyen doktorlar da günümüzde rüyalara önem verip, rüyaları bilimsel olarak açıklayarak hastalarını tedavi etmektedir. Bazı soyut kavramların açıklamaları bilimsel bir zemine oturtularak ifade edilebildiği halde, rüya kavramını bu şekilde açıklamak pek mümkün görünmüyor. Ancak bunu bilimsel verilerle değil de, dinsel yönden açıklanabildiği de bir başka soyut gerçektir. Bu açıklamaya göre ruh bedenden ayrıldığı zaman, yaşanan olayların tümüne rüya diyebiliriz. |